- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Flynn: “İslam bir din değildir, siyasi bir felsefedir"
Flynn: “İslam bir din değildir, siyasi bir felsefedir"
0 dk
Banja Luka’da konuşan ABD’li emekli general ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, “İslam bir din değildir, siyasi bir felsefedir” ifadelerini kullandı.
Flynn, Milorad Dodik’in sorusunu yanıtlarken Avrupa’daki demografik ve siyasi değişimden söz etti. Avrupa Birliği’nin görünümünün değiştiğini savunan Flynn, İngiltere’de büyük şehirlerde Müslüman belediye başkanlarının bulunduğunu ve New York’ta da Müslüman bir belediye başkanı olduğunu belirtti. Bu durumun vatandaşların seçim süreçlerine daha fazla katılması gerektiğini gösterdiğini ifade etti.
Flynn ayrıca, geçmişte radikalleşmiş bazı Müslümanlarla yüz yüze görüşmeler yaptığını söyleyerek, İslam’ın özellikle Amerika’da bir din değil siyasi bir ideoloji olarak görülmesi gerektiğini savundu. Konuşmasının sonunda “Kaderimiz, onu nasıl şekillendirirsek öyle olacaktır” dedi.
Yukardaki söylemiyim ana hatlarıyla şöyle değerlendirebilirz
(Balkan Bağlamı)
Bu açıklama Balkanlar açısından oldukça hassas bir içerik taşır. Bosna-Hersek gibi çok farklı inançları barındıran ve çok kimlikli bir ülkede “İslam din değildir” şeklindeki genelleyici bir ifade:
•Boşnak, Arnavut ve diğer etnik kimliklerden Müslüman toplumunda haklı olarak tepkiye sebebiyet vermiştir.
Bu talihsiz beyan;
•Kimlik temelli gerilimleri artırabilir,
•Zaten kırılgan olan etnik-dini dengeleri zorlayabilir.
Balkan siyaseti tarihsel olarak din–kimlik–milliyet ekseninde şekillendiği için bu tür söylemler sadece teolojik bir tartışma değil, doğrudan siyasi anlam taşır.
Bu açıklamayı iki ana eksende derinleştirebiliriz: Bosna-Hersek iç siyaseti ve ABD–Balkan ilişkileri.
Bosna-Hersek İç Siyaseti Bağlamı
Konuşmanın Banja Luka’da, yani Sırp Cumhuriyeti entitesinde yapılması ve sorunun Milorad Dodik tarafından yöneltilmesi tesadüf değil.
Bosna-Hersek üç kurucu halktan oluşur:
•Boşnaklar (çoğunlukla Müslüman),
•Sırplar (çoğunlukla Ortodoks),
•Hırvatlar (çoğunlukla Katolik).
“İslam din değildir” şeklindeki genelleyici ifade, Bosna’daki Boşnak kimliğini doğrudan hedef alıyormuş gibi algılanabilir. Çünkü Bosna’da İslam sadece bir inanç değil, aynı zamanda tarihsel kimliğin parçasıdır.
Bu tür söylemler:
•Kimlik temelli kutuplaşmayı arttırır,
•Ayrılıkçı Sırp siyasi söylemini güçlendirir,
•Boşnak kamuoyunda dış tehdit algısını yükseltir.
Balkanlar’da din çoğu zaman etnik kimliğin taşıyıcısıdır. Bu yüzden teolojik bir cümle bile siyasi sonuç doğurur.
ABD–Balkan İlişkileri Açısından
Konuşmayı yapan kişi Michael Flynn. Flynn, ABD’de özellikle güvenlikçi ve sert İslam karşıtı söylemleriyle bilinen bir figürdür. Ancak şu nokta önemli:
Flynn şu an ABD devletini resmen temsil eden bir görevde değildir.
Yine de Balkan siyasetinde ABD figürlerinin sembolik etkisi büyüktür. Bu nedenle:
•Sırp Cumhuriyeti çevreleri bunu “ABD içinde de bizi anlayanlar var” mesajı olarak kullanabilir.
•Boşnak çevreler ise Washington’un duruşunu sorgulayan bir tartışma başlatabilir.
ABD’nin resmi politikası Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğü ve çok kültürlü yapısının korunmasıdır.
Daha Geniş Balkan Jeopolitiği
Bu açıklama şu jeopolitik hatlara oturuyor:
•Sırbistan ve Sırp Cumhuriyeti’nin Batı ile mesafeli ama Rusya’ya da tam bağımlı olmayan denge siyaseti,
•Kimlik üzerinden konsolidasyon arayışı,
•Avrupa’da artan göç ve İslam tartışmalarının Balkanlara yansıması.
Balkanlar tarihsel olarak büyük güçlerin ideolojik söylemlerinin sahnesi olmuştur. Bu tür açıklamalar, yerel aktörler tarafından iç siyasette araçsallaştırılabilir.
Netice-i kelam:
Bu konuşma:
•Teolojik bir tartışma değil,
•Kimlik siyaseti üreten bir söylem,
•Bosna-Hersek’in hassas etnik dengesini etkileyebilecek potansiyele sahip bir çıkış olarak değerlendirilebilir.
Balkanlar’da kelimeler sıradan değildir; tarih hafızası güçlüdür.
Bu nedenle bu tür ifadeler sadece bir konferans cümlesi olarak kalmaz, siyasi hafızaya yazılır.
(Haber analiz: M.Tevfik Yücesoy)