- Anasayfa
- Sizden Gelenler
- Hırvatistan Osijek’te Dinlerarası Buluşma:“Modern Dünyada Tanrı’yı ve İnsanı Nasıl Sevmeli?
Hırvatistan Osijek’te Dinlerarası Buluşma:“Modern Dünyada Tanrı’yı ve İnsanı Nasıl Sevmeli?
0 dk
Đakova-Osiječka Piskopusluğu’na bağlı Kutsal Kitap Pastoral Ofisi ile “Aziz II. Yuhanna Pavlus Yeni Müjdeleme Enstitüsü” üçüncü kez dinlerarası diyalog konulu bir yuvarlak masa toplantısı düzenledi. Bu yılki toplantının teması ise “Modern dünyada Tanrı’yı ve insanı nasıl sevmeli?” olarak belirlendi.
Toplantı 26 Şubat 2026 Perşembe günü Osijek Başpiskoposluk Vekilliği’nin pastoral mekânlarında gerçekleştirildi.
Katılımcılar şunlardı:
• Hahambaşı Luciano Moše Prelević
• Osijek Ortodoks papazı Aleksandar Đuranović
• Judita Paljević Kraljik (Osijek Evanjelik Yüksekokulu)
• Osijek imamı Senad Hevešević
• Katolik rahip ve Đakovo Katolik İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Ivan Benaković
Programın moderatörlüğünü Đakovo Katolik İlahiyat Fakültesi’nden Davor Vuković yaptı.
Tanrı’ya ve İnsana Sevginin Yolları
Moderatör Vuković açılışta sevgi emrinin ilahî vahyin merkezinde yer aldığını belirtti: Tanrı’ya sevgi ve insana sevgi. İsa’nın bu emri teyit ettiğini ve “Bütün Yasa ve Peygamberler bu emre bağlıdır” dediğini hatırlattı.
Geçmişte ve bugün dinler arası düzeyde de çatışmaların yaşandığını; buna rağmen hiçbir dinin özünde nefret ve savaşı savunmadığını vurguladı. Toplantının amacının, birlik ve karşılıklı saygı ruhunu yaymak olduğunu ifade etti.
“Temel Kural Sevgidir”
Hahambaşı Prelević, Yahudiliğin en temel buyruğu olan “Komşunu kendin gibi sev” (Levililer 19:18) sözüyle konuşmasına başladı.
İbranice’de sevginin “söz” değil “eylem” olduğunu; yani “Seni seviyorum” demekten ziyade “Senin için bir şey yapıyorum” anlamı taşıdığını belirtti.
Yahudilikte sevginin temel ilke olduğunu; hem Yahudilere hem Yahudi olmayanlara karşı sevgi ve iyilik yapılması gerektiğini söyledi. Yahudi olmayanlara yapılan iyiliğin “barış yollarını (Darchei Shalom)” inşa ettiğini ve Tanrı’nın adını yücelttiğini ifade etti.
Ayrıca Yahudilikte hayatı feda etmenin esas olmadığını; yalnızca üç durumda canın verilebileceğini (Tanrı’yı inkâr, küfür ve masum birini öldürmeye zorlanma) dile getirdi.
Tüm insanların Tanrı’nın suretinde yaratıldığını ve komşuyu sevmenin Tanrı’nın suretini sevmek anlamına geldiğini söyledi.
“Günümüz İnsanı En Çok Kendini Seviyor”
Papaz Đuranović, Tanrı’yı sevmenin pratikte zor olduğunu; komşuyu sevmenin ise daha da zorlaştığını söyledi. Tanrı’yla ilişkinin üç göstergesini sıraladı:
• Tanrı üzerine düşünmek,
• Dua yoluyla O’nunla konuşmak,
• Emirlerine göre yaşamak.
Modern dünyada insanın çoğu zaman en çok kendini sevdiğini ve egonun güçlendiğini belirtti.
Pavlus’un “Sevinenlerle sevinin, ağlayanlarla ağlayın” sözünü hatırlatarak, başkasının mutluluğuna sevinmenin zorlaştığını, başkasının acısına kayıtsız kalmanın ise daha büyük bir sorun olduğunu ifade etti.
Sevgi Sadece Hak Değil, Sorumluluktur
Judita Paljević Kraljik, modern kültürde sıkça duyulan “Benim hakkım var” söylemine değindi.
Tanrı sevgisinin itaatle bağlantılı olduğunu belirtti: “Beni seviyorsanız, buyruklarımı yerine getireceksiniz.” Sevginin soyut bir kavram değil, sorumluluk gerektiren bir gerçeklik olduğunu söyledi.
Dijital dünyada herkesin fikrini özgürce ifade ettiğini; ancak bunun çoğu zaman başkalarını incitmeye ve hatta “öldürmeye” (karakter suikastı) dönüştüğünü vurguladı.
Herkesin Tanrı’nın suretinde yaratıldığını; kimsenin manevi yolculuğunun hangi aşamada olduğunu bilmeden onu yargılamamak gerektiğini ifade etti.
*İslam’da Sevgi: Sabır ve Sorumluluk Yolu*
İmam Senad Hevešević, İslam’ın sevgi anlayışını anlattı.
İslam geleneğinde insanın “El-İnsan” olarak adlandırıldığını; bunun “yakınlık” ve “unutmak” köklerinden geldiğini, insanın başkalarıyla yakınlık içinde insan olduğunu fakat bunu sıkça unuttuğunu belirtti.
Allah isminin, “kalbin yöneldiği varlık” anlamındaki kökten geldiğini ifade etti.
İslam’da 99 güzel isim bulunduğunu ve bunlardan birinin “El-Vedûd” (seven ve sevginin kaynağı olan) olduğunu söyledi.
İslam’ın sevgiyi geçici bir duygu değil; sabır, sorumluluk ve pratik gerektiren bir yol olarak gördüğünü vurguladı. Tanrı sevgisinin insanlara karşı tutumda görünür olması gerektiğini, aksi halde eksik kalacağını ifade etti.
“Severseniz Yanılmazsınız”
Rahip Ivan Benaković, Pavlus’un “Sevgi İlâhisi”ne atıf yaptı.
Yunanca’da farklı sevgi türleri bulunduğunu; özellikle:
• Eros (en yüce sevgi arayışı)
• Agape (fedakârlık ve kendini adama içeren sevgi)
Korint Kilisesi’ndeki bölünmelere değinerek Pavlus’un “Severseniz yanılmazsınız” sözünü hatırlattı. Gerçek sevginin kişinin sahip olduğu yetenekleri yalnızca kendisi için değil, tüm topluluk için kullanmasını gerektirdiğini belirtti.
Sonuç
Moderatör Vuković, üç yıldır farklı din temsilcilerinin bir araya gelip konuşabilmesinin büyük bir değer olduğunu söyledi.
Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam’ın kökünde sevgi bulunduğunu; ancak mensuplarının zaman zaman bunun tersine davranabildiğini ifade etti.
En büyük zorlukların cehalet, diyalog eksikliği ve savaşlar olduğunu belirtti.
“Dünyayı ancak dönüşmüş bir kalp değiştirebilir.” sözleriyle programın ilk bölümünü tamamladı.
Kaynak: djos. hr
Haber düzenleme: M.Tevfik Yücesoy